Etiket: Kişisel Deneyim

  • Kalp Atım Hızı Sensörü H10

    Kalp Atım Hızı Sensörü H10

    Merhaba,

    Yaklaşık 5 aydır düzenli olarak kullandığım Polar marka H10 Kalp Atış Hızı Sensörü kullanım deneyimimi somut verilerimi de işin içine katarak kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum.

    Yaklaşık 5 aydır (yer yer bir hafta koşamadığım zamanlar da oldu) iki günde bir 20-30 dk. arası koşularıma devam ediyorum. Koştuğum yerler bazen yokuşlardan oluşan caddeler bazen de stadyum oluyor. Ancak elimden geldiğince stadyumda koşmaya çalışıyorum. Tabii, bu aradaki boş günlerde de düzenli bir şekilde şınav, dambıl vb. küçük hareketlerle üst vücut çalışmama da devam ediyorum.

    Öncelikle, H10 Kalp Atış Hızı Sensör‘ünün rahat taraflarından birisi, anlık olarak hem maksimum kalp atım sayısına hem de ortalama atım sayısına telefonunuzdaki uygulaması üzerinden ulaşabiliyorsunuz. Ancak şöyle bir durum var. Nedenini hala çözemedim; ancak mesafe ve navigasyon ölçümünde çokça hata yapıyor, dolayısıyla bu özelliğini hiç kullanmıyorum. Belki Polar marka akıllı saat ile entegre olduğunda, daha doğru mesafe ve navigasyon ölçümü verebilir, onu bilmiyorum açıkçası.

    Kalp atım hızıyla ilgili olarak aşağıdaki görsel üzerinden veriler sağlanıyor. Burada uyarmak istediğim bir nokta var. Aşağıdaki tablo bana özel. Yani, benim yaşım üzerinden hesaplanan maksimum kalp hızıma göre şekillendirilmiş bir tabloya bakıyorsunuz. Dolayısıyla, sizlerde bu tablodaki rakamların değişeceğini unutmayın, lütfen.

    Yine, egzersizleriniz sırasında kalbinizin o egzersiz boyunca dakika dakika kaç atımda bulunduğunu da görebiliyorsunuz. Ayrıca, https://flow.polar.com adresinden de verilerinize daha ayrıntılı bir şekilde ulaşabiliyorsunuz.

    Şimdi şu yukarıdaki tabloyu okuma alıştırması yapalım. Yani, biraz somut örneklerden gidelim. İlk olarak, bu dört aydaki koşularıma ait kalp atım hızı verilerimi excel üzerinden tablolaştırdım ve inceledim. Koşu sırasında kalp atım hızım yukarıdaki 5 kademeye de uğruyor. Hatta, koşu sürem arttıkça kalp atım hızım da hafif hafif yükseliyor, tamam. Peki, bu dört ayın ortalamasına baktığımda, kalp atım hızım en çok hangi kademede yer almış dersem, %60 oran ile 4. kademede yer almış. Yani, 148 ile 167 arasında atmış kalbim koşarken. Buna ek olarak, %22 oran ile de 3. kademede yer almış. Yani, 130 ile 148 arasında atmış. Bu iki veriyi toparlarsak, kalbim yaklaşık %82 oran ile 130 ile 167 arasında atmış diyebilirim. Yani, bunun gibi basit ama bir o kadar sağlığımız için önemli verilere ulaşabiliyorsunuz.

    Açıkçası, basit bir şekilde elimdeki giyilebilir bir teknoloji ürünü olan kalp atım sensörüne ait yaklaşık 5 aylık kullanıcı deneyimimi sizlerle paylaşmak istedim. Umarım işinize yarar. 👋

    Not: 2025 yılında Türkçeye çevrilen Peter Attia’nın “Outlive – Uzun Yaşama Bilimi ve Sanatı” adlı kitabında egzersiz sırasındaki kalp atım hızının, yaklaşık %70 ile %85 arasında olmasını önerdiği görülüyor. (s. 251)

  • Haruki Murakami’den “Koşmasaydım Yazamazdım”

    Haruki Murakami’den “Koşmasaydım Yazamazdım”

    Haruki Murakami ile tanışmam lisans yıllarında oldu. Yaklaşık 11 yıl önce Japon Edebiyatı dersinde günümüz Japon yazarlarını araştırırken Murakami’ye rastladım ve hakkındaki yorumları ve yazıları okuduktan sonra birkaç kitabını okumaya karar verdim; fakat sadece “Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında” kitabını okuyabildim o zamanlar, ki o da ödevim olması sebebiyleydi. Daha sonra da birkaç kitabına daha göz gezdirebildim.

    Haruki Murakami, 1949 yılında Kyōto’da doğmuş. Yüksek öğrenimini Waseda Üniversitesinde tamamlamış ve eşiyle de burada tanışmış. Mezun olduktan sonra, ikisi birden yedi yıl boyunca bir Caz kulübü işletmişler. İşte bu dönemde “風の歌を聴け (kaze no uta o kike)” (1979) adlı ilk romanını yazar ve yazarlık serüveni burada başlar.

    Ancak burada sizlere Haruki Murakami’nin bir romanını değil, kendisini anlattığı eserini tanıtacağım: Koşmasaydım Yazamazdım.

    Koşmasaydım Yazamazdım eserini okumaya başladığınız an, Haruki Murakami’nin ilginç hayatına adım atıyorsunuz dersem yerinde olur herhalde. Çünkü bu eser, Haruki Murakami’nin kendisi ile ilgili ilk deneme ya da hatırat yazısı da diyebiliriz, ki bundan kitabın birkaç yerinde de bahsetmekte.

    Açıkçası şunu söylemeliyim; Koşmasaydım Yazamazdım, gelecekte roman yazarı olmak isteyen ve bu işi yaparken de sağlıklı yaşamayı planlayanların başucu rehberi olabilecek ya da tam tersi, bu ikisine hayranlık beslememizi sağlayacak bir eser kesinlikle.

    Ne yalan söyleyeyim, kitabı okuyuncaya kadar Haruki Murakami’nin uzun maraton koşucusu olduğunu hiçbir yerde okumamıştım. Kitabı okumaya başladıktan sonra, beni şaşırtan ilk gerçek bu oldu. Diğeri ise Murakami’nin maratona hazırlık olsun diye bir gün içerisinde “100 kilometre” koşmuş olmasıydı. Okurken, nedense o an için gözümde canlandıramamıştım bu olayı, ki ileriki yıllarda Triatlon (Yüzme-Bisiklet-Koşu) yarışmalarına da katılması beni hiç şaşırtmadı desem yeridir.

    Koşmasaydım Yazamazdım eserini okurken, vücut yapısı ile ilgili güzel benzetmelere ve yaşam ile ilgili yorumlarına da denk geliyorsunuz Murakami’nin. Bu yorumlarının içerisinde de beni en çok sorgulatan ve etkileyen cümlesini sizinle de paylaşmak istiyorum.

    Eseri okurken, birçok müzik ve sanatçı ismiyle de karşılaşıyorsunuz ve bu da sizlerin bu alandaki kültürünüzü de az çok geliştiriyor diyebilirim.

    Son olarak şunu da not düşeyim. Koşmasaydım Yazamazdım eseri, Türkçeye Hüseyin Can Erkin tarafından çevrilmiş ve Doğan Kitap tarafından yayınlanmış. Eserin kapağı da gerçekten çok hoş bir renk harmonisinden oluşmakta.