Etiket: Sabahattin Ali

  • Kürk Mantolu Kadın: Sade Bir Aşk Öyküsü

    Kürk Mantolu Kadın: Sade Bir Aşk Öyküsü

    Basit bir aşk romanıdır diye aldığım bu romanın, beni bu şekilde etkileyeceğini açıkçası hiç tahmin etmemiştim. İnsan ruhunun mükemmel analizleri olsun, insanların genelde söyleyemediği düşüncelerini su yüzüne çıkarması olsun, kıyıda köşede kalmış insanları bize fark ettirmiş olması olsun ve özellikle de “Maria Puder” karakteri olsun…

    Romanı okumaya başladıktan sonra, ‘nedense aşk ile ilgili herhangi bir şey geçmiyor ya!’ dediğim dakikada, Rasim’in siyah defteri bulması ve onu okumasıyla, bir anda tansiyonun yükseldiği o an, dur durak bilmeyen Raif Bey’in aşk serüveni başladı. Raif Bey’in anılarına kendimi öylesine kaptırdım ki, artık kafamda sadece Raif Bey’in bu “bilinmez” kadınla nasıl tanışacağı geçiyordu ama tanışacağı kadının bir ressam olacağı, hatta ve hatta Kürk Mantolu kadının portresini yapan ressam olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sonrasında ise, kendisini bu dünyada lüzumsuz bir varlık olarak görmekte olan çekingen Raif Bey ile kendisini insan ruhuna odaklamış ve aşkı aramakta olan Maria arasında gerçekleşen diyaloglar, adeta benim bugüne kadar özene bezene kafamda oluşturduğum “aşk”, “sevgi” gibi kavramları tekrar gözden geçirmeme sebep oldu desem cidden yeridir. Belki de sadece o an için kafamızın içinde oluşan bu duygusal birikim, yani aşk ya da sevgi, gerçekten bizim ruhani olarak ulaşabileceğimiz son nokta olsa gerek ki romanı okurken aklımızdan geçen sadece ve sadece “aşık olmak” ama Raif Bey ve Maria’nın yaptığı şekilde. Fakat romanı okurken Raif Bey’in aşırı çekingenliği beni bir konuda düşündürdü açıkçası; o da “iletmek istediklerini ertelemeden söyleme” konusu. Koskoca dünyada sonunda bulduğunu düşündüğün kişiye, içinden geçenleri söylemeyi ertelemeye daha başka ne denir ki neyse…

    Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde; “Bu öyle olmayabilirdi!” düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazırdır. (s.149)

    “Kürk Mantolu Madonna”, okuduğum ilk Sabahattin Ali romanı ve açıkçası unutup tekrar okumak istediğim bir eser. (İlk okumalarda kaçırdığımız ve anlamını tam anlamıyla çözemediğimiz ve kavrayamadığımız yerlerin olması çok muhtemel çünkü.) Daha fazla uzatmadan, kitabı özetleyen şu cümleler ile sizi baş başa bırakıyorum.

    İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar. (s.32)

    Bu yaşıma kadar mevcudiyetinden bile haberim olmayan bir insanın vücudu birdenbire benim için nasıl bir ihtiyaç olabilirdi? (s.86)

    Kadın sevebileceği zaman sevmiyor, ancak tatmin edilmeyen arzulara üzülüyor, kırılan benliğini tamir etmek istiyor, kaybedilen fırsatlara yanıyor ve bunlar ona aşk çehresi altında görünüyordu. (s.122)

    Beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanamadığım için sana âşık olmadığımı zannediyormuşum… Bunu şimdi anlıyorum. Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar… Ama şimdi inanıyorum… Sen beni inandırdın… Seni seviyorum… (s.136)

    Not: Yazıdaki görsel ChatGPT 4.5 ile oluşturulmuştur.